Peçe nedir ?

Bengu

Yeni Üye
Bir kadın için peçe yalnızca bir kumaş parçası değildir. Bazen “Benim bedenim üzerindeki sınırı ben belirlerim” anlamına gelebilir. Başka bir kadın için ise tam tersine “Benim bedenim üzerindeki sınırı başkaları belirliyor” anlamına gelebilir.

İşte bu nedenle empati burada çok önemlidir.

Peçeli bir kadına “Sen aslında baskı altındasın, bunu kabul etmiyorsun” demek de, peçesiz bir kadına “Sen yeterince dindar değilsin” demek de aynı türden bir dayatmadır.

Her iki yaklaşımda da bireyin kendi hikâyesi yok sayılır.

Bu noktada ilişkisel yaklaşımın güçlü tarafı, kişinin yaşadığı sosyal çevreyi hesaba katmasıdır. Zayıf tarafı ise bazen somut güvenlik ve kamusal düzen sorunlarını ikinci plana atabilmesidir.

Bence en sağlıklı yaklaşım, bu iki bakışın birbirini dışlamaması.

Devlet Peçeyi Yasaklayabilir mi?

Burası tartışmanın en zor kısmı.

Fransa, 2011'den itibaren kamusal alanda yüzü gizleyen kıyafetleri yasakladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2014 tarihli S.A.S. v. France kararında, bu yasağın özel hayat ve din özgürlüğü açısından müdahale oluşturduğunu kabul etti; ancak belirli koşullar altında yasağın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olmadığı sonucuna ulaştı.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta şu: Mahkemenin “yüzün kapatılması konusunda devletin sınırsız yetkisi vardır” dediğini düşünmek yanlış olur. Tam tersine karar, bireyin kıyafet seçiminin özel hayat ve dinî inançların açıklanmasıyla bağlantılı olabileceğini kabul ediyor.

Bu nedenle bana göre “Devlet yasaklayabilir mi?” sorusundan önce “Yasak gerçekten gerekli mi ve daha hafif bir yöntem var mı?” sorusu sorulmalı.

Kimlik tespiti gereken yerde yüzün kısa süreli açılması yeterliyse, neden bütün kamusal alanlarda yasak uygulansın?

Öte yandan yüzün gizlenmesiyle güvenliğin ciddi biçimde tehlikeye girdiği özel bir ortam varsa, neden sınırlama getirilemesin?

Özgürlük ile kamu güvenliği arasındaki tartışma zaten tam olarak burada başlıyor.

Peçenin En Güçlü ve En Zayıf Yönleri

Peçeyi savunan görüşün güçlü tarafı, bireysel ve dinî özgürlüğü ciddiye almasıdır. Bir kişinin inancını kıyafetiyle ifade etmesini sırf çoğunluğa yabancı geldiği için yasaklamak ciddi bir özgürlük problemi yaratabilir.

Ayrıca örtünmeyi otomatik biçimde kadın düşmanlığı olarak görmek, peçeyi kendi iradesiyle seçen kadınların deneyimlerini yok sayabilir. Akademik literatürde de örtünmenin kadınlar tarafından yalnızca edilgenlik göstergesi olarak görülmesinin yetersiz olduğu vurgulanıyor.

Ancak savunmacı yaklaşımın zayıf tarafı da var. “Kadın kendi seçiyor” cümlesi, aile baskısı veya sosyal yaptırım ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Bir seçimin gerçekten özgür olup olmadığını anlamak için seçim koşullarına da bakmak gerekir.

Peçeye yönelik eleştirinin güçlü tarafı ise kadınların baskıya maruz kalabileceğini görünür hale getirmesidir. Zayıf tarafı ise bütün peçeli kadınları baskı altında kabul ettiğinde kendi içinde paternalist bir tutuma dönüşmesidir.

Yani iki tarafın da haklı olduğu noktalar var; iki tarafın da ciddi biçimde sorgulanması gereken iddiaları bulunuyor.

Peçe Kadın-Erkek İlişkileri Açısından Nasıl Okunmalı?

Peçe tartışmasında kadınların giyiminden söz ederken erkeklerin sorumluluğunu da konuşmak gerekiyor.

“Kadın kapansın ki erkek tahrik olmasın” şeklindeki yaklaşım, bütün yükü kadınların davranışına yıkma riski taşıyor. Diyanet'in Nûr suresi 31. ayet açıklamasında kadınlara ilişkin örtünme ve iffet hükümleri anlatılırken, aynı bağlamdaki Nûr 30. ayette erkeklere de bakışlarını sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredildiği görülüyor.

Bu ayrıntı önemli. Çünkü cinsel davranışın sorumluluğunu yalnızca kadınların kıyafetine bağlamak hem dinî metnin bütünlüğünü hem de toplumsal sorumluluğu daraltır.

Erkeklerin “güvenlik, düzen ve çözüm” perspektifi değerlidir; kadınların “deneyim, mahremiyet ve ilişkiler” perspektifi de değerlidir. Fakat erkeklerin tamamı stratejik, kadınların tamamı empatik değildir. İnsanlar bundan çok daha çeşitlidir. Bazı kadınlar son derece teknik ve çözüm odaklı düşünebilir, bazı erkekler ise son derece empatik olabilir.

Önemli olan cinsiyet kalıplarını değil, farklı bakış açılarını aynı masaya koyabilmektir.

Bugün Kendimize Hangi Soruları Sormalıyız?

Bence peçe tartışmasını daha sağlıklı hale getirecek sorular şunlar:

Peçe takan bir kadın gerçekten özgür bir seçim yapıyor mu, yoksa ailesinin ve çevresinin baskısıyla mı hareket ediyor?

Peki bunu nasıl anlayacağız? Kadının kendi açıklamasını yeterli mi kabul edeceğiz, yoksa onun adına karar mı vereceğiz?

Devlet bir kadını “özgürleştirmek” amacıyla onun seçtiği kıyafeti yasaklarsa, bu gerçekten özgürleştirme midir?

Kimlik tespiti gerektiğinde daha sınırlı ve mahremiyete saygılı çözümler bulunabilir mi?

Peçeyi eleştirirken dinî bir uygulamayı mı eleştiriyoruz, yoksa kadınların zorla örtülmesini mi?

Peçeyi savunurken gerçekten özgürlüğü mü savunuyoruz, yoksa aile veya toplum baskısını fark etmeden meşrulaştırıyor olabilir miyiz?

Ve belki de en zor soru şu: Bir kadının özgürlüğünü onun ne kadar kapandığıyla veya açıldığıyla ölçmek doğru mu?

Sonuç: Peçeden Önce Seçim Özgürlüğünü Konuşmak

Peçe hakkında benim ulaştığım en makul sonuç, konuyu siyah-beyaz bir tartışmaya indirgememek gerektiği yönünde.

Peçe bazı kadınlar için dinî bir ibadet veya inanç ifadesi olabilir. Bazıları için mahremiyet, kimlik ve aidiyet anlamı taşıyabilir. Bazı kadınlar bunu ailelerinin beklentisiyle takabilir. Bazıları ise aynı kıyafeti hem inancının hem de kişisel tercihinin bir parçası olarak görebilir. Bu ihtimallerin hepsini aynı anda hesaba katmadan sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün değil.

Dinî açıdan da başörtüsü, dış giysi ve yüz örtüsü arasında ayrım yapmak gerekiyor. Kur'an'daki örtünme ayetleri ile tarih boyunca oluşan fıkhî yorumları birbirine eşitlemek, konuyu olduğundan daha kesin gösterebilir. Akademik çalışmalar da örtünme biçimlerinin tarihsel ve toplumsal koşullara göre farklı anlamlar kazandığını ortaya koyuyor.

Hukuk açısından ise hem din ve vicdan özgürlüğünü hem de kamu güvenliğini dikkate almak gerekiyor. Güvenlik gerekçesi gerçek olabilir; fakat gerçek bir güvenlik ihtiyacının varlığı, her durumda en geniş yasağın uygulanmasını zorunlu kılmaz.

Bence tartışmanın merkezine “Peçe iyi mi kötü mü?” sorusunu koymak yerine “Bu kadın kararını hangi koşullarda veriyor ve bu karara müdahale etmek gerçekten gerekli mi?” sorusunu koymak daha doğru.

Çünkü özgürlük yalnızca insanların bizim doğru bulduğumuz seçimi yapabilmesi değildir. Özgürlük, başkasının seçimi bize yabancı geldiğinde bile onun haklarını koruyabilmektir.

Fakat bunun karşı tarafı da unutulmamalı: Bir kişinin özgür olduğunu söylemek, onun üzerinde baskı bulunmadığını otomatik olarak kanıtlamaz.

Dolayısıyla peçe tartışmasının gerçek ölçütü ne kumaşın kendisi ne de onu giyen kadının görünüşü olmalı. Asıl ölçüt; irade, rıza, din özgürlüğü, güvenlik, eşitlik ve insan onuru olmalı.

Belki de forumlarda bu konu hakkında konuşurken ilk yapmamız gereken şey birbirimize “Sen yanılıyorsun” demek değil, “Sen bu tercihin arkasındaki özgürlüğü nasıl tanımlıyorsun?” diye sormaktır. Çünkü peçeyi anlamak, yalnızca bir kıyafeti anlamak değildir; bireyin inancı, bedeni, kimliği ve toplumla kurduğu ilişki hakkında ne düşündüğümüzü de ortaya çıkarır.

Kişisel girişi daha sahici kurCinsiyet bölümlerini yeniden çerçevele

Kişisel girişi daha sahici kur

Cinsiyet bölümlerini yeniden çerçevele

Dinî iddiaları daha temkinli ifade et
 
Üst